Translate

27 Haziran 2011 Pazartesi

HAYALPERESTİM


Biliyorum bu da yalan!

Korkarım yine gerçek olan rüyaların başlama zamanı. Korkarım yine rüyam gerçek oluyor. Biliyorum yine bir son'un eşiğindeyim. Sonum yakında görüyorum.

Ciğerlerimi dolduran temiz havayı artık alamıyorum. Sanki zehirli bir havayı soluyormuş gibi hissediyorum. Ve bu zehirli havanın kokusu her yeri kaplamış gibi midemi bulandırıyor. Ölümün kokusu gibi aynı; kendi ölümümün kokusu...

Dün gece başladı bu mide bulantısı. Akşam akşam çok yemek yemiştim ondandır diye düşünüyordum. Ama sabah kötü bir kabusla uyandığımda hala midemde aynı bulantı vardı. İçimdeki o kötü his daha da büyümüştü. Ve şu an anlıyorum ki ben rüyamda yine bugünü görmüştüm. Artık rüyalarımın bir belirtisi de var. -Sanki bir tek bu eksikmiş gibi.- İğrenç bir mide bulantısı ve kötü hisler, kara bulutlar!

Kalbimdeki ağrı rüyanın gerçek olmaya başladığı andan itibaren var. Bu ilk olmuyor ama her seferinde aynı şey oluyor. Aynı kalp ağrısı, aynı saçmalıklar, aynı gözyaşları. Ve yine rüyanın oyununa geldiğimi düşünerek başlıyorum kendime kızmaya. Bir de olaylar olurken farkına varabilip engel olsam keşke. O hiç olmuyor. Tam sona geliyorum o zaman rüyanın aynısı olduğunun farkındayım işte. Yeterki önce öleyim.

Tabii sonra yaklaşmayın yanıma. Bunun gerginliği çekilmiyor çünkü. Paylaşmak istiyorum; çevremdekilere yansıtarak. İstemesemde kontrolden çıkmışım bir kere. Aslında beni yola getirecek sıcak bir kucak belkide istediğim tek şey. Ama nasıl söylerim bunu?! Duygusallık desen diz boyu. Onu kontrol etmesi daha bir zor. Durdur durdura biliyorsan bu yaşları. Yok, ben yapamıyorum. Yetmiyor gücüm onları tek başıma durdurmaya.

Yine dalıyorum kurduğum saçma hayallere. Yine yaptım diyorum aynı hatayı. Yine inandım. Bakma yalan diye bağırıyor olmama, inanmıyor gibi yapmama. En çok hayallerime inanıyorum çünkü onlarla yaşıyorum.

20 Haziran 2011 Pazartesi

IŞIK KAYNAĞI


Hayatta insana yol gösterici bir fener gerekli...

İstiyor insan bu feneri. Ne yöne götürdüğünü düşünmeden istiyor hemde. Doğrusuyla yanlışıyla bir yol arkadaşı aramak bu. Ya da bu benimkisine siz yalnızlık korkusu diyin. Yanımda bir ışık istiyorum. Rengi önemli değil; sadece ışık. Belkide karanlık korkusu. Yalnızlık da bir tür karanlık değil mi zaten? Her gece ışıkların kapandığı karanlıkta kaldığım an tamamen kendimle olduğum için mutlu oluyorum ama hem yalnızlık hem karanlık bir arada olamaz. Yalnız olmadığımı bildiğim için o an iyi hissediyorum. Hem ay ışığı aydınlatıyor yatağımı zaten. Daha güzel bir ışık olabilir mi? Evet, tabiki de olur. Bir insanın içinden sızan ışıktır en güzel ışık. Yanınızdaki insanın içinden sızan ve sizi aydınlatan ışık. İşte ben her anımda, güneşin en parlak olduğu anda bile istiyorum o ışığı. Güneş ışığı bile yetmiyor. Sanki her yer karanlık ve bomboş gibi geliyor o an. İsterseniz dünyanın en kalabalık şehrinin en işlek caddesinde olun. Hiçbir şey değişmez. Yalnızsanız elinizde tuttuğunuz bir fener bile aydınlatmaz sizi. Asıl aydınlık insanın sevdikleridir. Ve sizi seven kişilerdir...

İyiki varsın ışık kaynağım...

Sevin ve sevilmeye bakın... ;)

19 Haziran 2011 Pazar

UĞUR BÖCEĞİ


Hayatımın şaşkını!

Yeni bir başlangıcın ilk adımı. Gerçek dostluğun, gerçek saygının, gerçek güvenin kazanıldığın ilk an. Uzun zamandır beklediğim bu gün. İçimde büyük büyük huzur baloncukları, yüzümde mutluluğun resmi. İstediğim çok bir şey yokmuş sadece biraz paylaşımmış. O da aslında o kadar zor değilmiş. Değil mi ama? Benim sakalım yok sözüm dinlenmez, dinlenmedi bugüne kadar ama haklılığım bariz ortada. Artık huzuru paylaşıyoruz...

Nasıl mı oldu tüm bunlar? Küçük sarı bir uğur böceğinin bizi ziyareti ile başladı. İnanıyorum uğur böceklerinin uğur getirdiğine. Bana, ona yani bize uğur getirdi. Mutluluk ve huzur var artık. Keşke bu kadar zaman sarı bir uğur böceğini beklemeseydik...

Olsun yine de sonunda mutluluk!!!

BÜYÜK HAYALLER (!)


Gelecek planlarım:
1-Çok çalışcam.
2-İyi bir yeri kazanıcam.
3-Başarılı bir öğrenci olayım ki okuyup büyük adam olabileyim. Yani büyük adam olcam.
4-Çok para kazanıcam ve zengin olucam. (İnsanın gönlü zengin olsun!)
5-
6-
7-Başka planım yok, yaşlanıcam.
8-Ölücem.

Başka ne yapabileceğimi bilmediğim için bu kadar...

18 Haziran 2011 Cumartesi

İçim Rahat


Ben üstüme düşeni yapıyorum. Ama bu sefer duygularımla değil mantığımla yapıyorum bu işi. Arkadaşlıksa arkadaşlık, dostluksa dostluk. Ama kim olduğumu bilerek ve hatırlatarak. Gururla ve biraz kibirle. Ama hak ettiğim gibi en büyük saygıyı kendime göstererek. Olmam gereken yere gelerek ve olmam gereken yeri göstererek. İçim rahat çünkü ben bana düşeni yapıyorum. Huzurluyum. Gittiğim yolun doğruluğuna eminim. Ve itiraf etmeliyim ki yavaş yavaş alışıyorum ve huzurlu olmam bana mutluluk da veriyor. Kararsızlık ve devamlı değişen ruhsal durumlardan çok yorulmuşum. Artık dinleniyorum. Herkes olduğu yerde kalsın. =)

Bir ara da buraya bakın =) http://ipekto-icimdensesler.tumblr.com/

16 Haziran 2011 Perşembe

ayaklarım yerden kesilsin İS-Tİ-YO-RUM


Ayaklarım yerden kesilsin istiyorum! Çok istiyorum! Hepsi çok güzel bunların! =)

İSTİYORUM !!!


Yaa ben buna bayıldııım ! Ben de istiyorum ! Ben de, ben de, ben de ! =D

Ben Bu Zamanlamaya Ölürüm


Dün (15 Haziran 2011) gece gerçekleşen Ay Tutulması Türkiyenin her yerinden izlenebildi.

Gökyüzünün ışıksız kaldığı o an şehrin kirli ışıkları parlamaya başladı. Tüm güzelliklerin yok olduğu görülebiliyordu. Bana bugüne kadar ki bütün ay tutulmalarından farklı gelen yani şehrin pisliğinin o karanlıkta o kadar parladığını ilk defa fark etmem olmuştu. Belki de hep böyleydi ama dün ortaya çıkmıştı sanki her şey. Galiba bu insanın görmek istediğini görmesiyle veya baktığı açıyla alakalı bir şey. Bilmiyorum ben hangisini görmek istedim ama gerçeği gördüğüme inanıyorum. Güzel hiçbir şeyin kalmadığına da inancım çok büyük. Ama gün ışığı bütün çirkinlikleri örtüyor; ay ve yıldızların ışığı çirkinliklerin üstüne tül perde oluyor. Dün hiçbir ışığın kalmaması her şeyin gözükmesine yetti.

Ama tabi görmek isteyen göz her ışıkta gerçekleri görebilir...

(İzlemeyenlere: http://www.beyazgazete.com/video/2011/06/16/ay-tutulmasi-video-izle-2011.html)

3 Coffee


Güzel anlar, hoş vakitler. Eğlenmenin en üst noktası. Üstüne bir de yorgunluk. Bunun getirdiği stresi saymıyorum bile. Ama sonuç olarak güzel geçen zamanlar.

Amaç oturup dinlenmek ve biraz da dedikodu. En iyi yolu kahve. Herkes bu konuda hem fikir. Haydi o zaman Coffee zamanı. =)

14 Haziran 2011 Salı

Herkes Hak Ettiği Gibi Yaşıyor!


Anladım ki okul bana yaramıyor...

Bunu bugün okulda midemin bulanmaya başlamasından anladım. Sadece bu olsa iyi çünkü eğlenme planlarımın hepsi de yalan oldu. Mide bulandırıcı suratlar, iğrenç yüzler, sevimsiz konuşmalar. Okula gitmek bana yaramıyo! Hadi iki gün daha okula gitmedim, cuma günü de bir şekilde geçti diyelim. 3 ay tatilin sonunda yine gidecek olduğum yer orası. Ve daha da beter bir şekilde. Ben o zaman ne yapıcam?! Okul değiştirmek gibi bir şansım belki hala olabilir ama bu yapacağım en büyük saçmalıklardan biri olur. 1 sene kalmış şurda 2-3 kişi için okul değiştirmek mi gerekir?! Tabiki de hayır! Ama yeni kararımı aldı. Burdan da duyuruyorum. Benim huzurumu kaçıranın huzuru kalmıcak! Benim keyfim bozulursa, keyfimi bozanın hayatını bozucam! Benim için çok uğraştırıcı ve zor değil. Elimde bol malzeme var. Bu şekilde mutlu olacağımı düşünmüyorum ama artık üzülende olmak istemiyorum! Damarıma basılmadığı sürece melek olabilirim ama içimdeki şeytanı uyandıranlar düşünsün bundan sonrasını. Ben kendi önüme bakarım asla başkasının yoluna göz koymam ama benim yoluma çıkanın yolunu bozarım da. Çok iyi sabrettim ama sabrın sonu selamet falan değil. Hiçbir bok olduğu yok. Sabır taşı çatlayalı, su bardaktan taşalı çok oldu.

Artık sadece çıkarlar var!!! İnceldiği yerden kopsun!!!

13 Haziran 2011 Pazartesi

Hadi Hayırlısı


Kenidimi eğlenmeye vermek dün geldi aklıma. Ne iyi akıl etmişim. Yatağımın müthiş rahatlığını özlemiştim. Odamda uyuyabildim. Günlerdir ruhum aç kalmıştı. Bol bol müzik dinledim. Dinlenmek duygusunu sonunda tatabildim. Bir de şu çeyiz işi olmasaydı... =)

Erken uyanmak alışkanlık haline geldiği için sabahın 8.30'unda uyanmıştım. Ama yatağımda yatıyorum ya kalkmak hiç içimden gelmedi saat 10'a kadar yattım. Aqua'ma sarıldım. Özlemişiz birbirimizi. -Bu arada Aqua benim minik ayıcığım. Mavi renkte olduğu için ismi Aqua. En büyük dert ortağım...- Nasıl uyuduğumu sormayacak mısınız? Önce uyuyamıyordum ya o yüzden diyorum. Yine uyumak o kadar kolay olmadı. Ama kendimi zorladım biraz. Müzik dinledim, film izledim, kitap okudum falan derken göz kapaklarım yorgun yorgun düştü. Göz kapaklarımı kaldıramaz hale geldim ve işte uyku.

Şu çeyiz meselesine de bi açıklık getirmek gerek. Bu yaşta evlenmek gibi planlarım yok. Doğal olarak çeyizin benimle alakası da yok. Yakın bir tanıdığımızın düğünü var. Yardıma ihtiyaçları varmış. Ona yardım ettim hepsi bu. Eğilmekten biraz belim ağrımış ama değidi. Güzel sonuçlar çıkardık. Hepsi el emeği. İyi dualar aldık. İşe yarar umarım...

Kendimi baya baya eğlenmeye bıraktım. Çilek tadında bir hayata ulaşma yolunda. Hadi hayırlısı...

12 Haziran 2011 Pazar

Kırık Kalpler Durağı


"Kendini eğlenmeye verir kırık kalpler
Sanki unutulurmuş gibi bütün dertler"

Diyor Candan Erçetin şarkısında... Kimsenin doya doya eğlenebildiğine inanmıyorum hiçbir zaman. Ama çok mutlu gözüken insanlar bence en az eğlenenler. Büyük problerler saklanıyor bence gülen yüzlerin arkasında. Toplumun damgasını yemekten korkmak bence bu. En azından Türkiye'de işlerin böyle yürüdüğünü düşünüyorum. Sanki herkesin hayatı mükemmelmiş gibi damgalarlar seni. "Sorunlu! Hasta!" diye.

Ben pek düşünmem insanlar arkamdan ne konuşuyorlar diye ama yine de oynuyorum bu oyunu. Benim sebebim çok daha farklı. Kendimi kandırmaya çalışıyorum. Kendi yalanıma kendim inanırsam belki bir gün gerçekten eğlenirim? Ne dersiniz? Umarım kendimi inandırabilirim...

Bu arada çok sık Candan Erçetin dinleyen bir insan değilim. En fazla 5 şarkısını bilirim. Ama bu şarkıya resmen bitiyorum. "Sözleşmeden buluşuverir kırık kalpler." diyor. Benimkisi hayat tecrübesi. Bu söze inanıyorum...

(Şarkıyı herkesin dinlemesini tavsiye ediyorum. İsmi: Kırık Kalpler Durağı.)

Her Şeyden Soyutladım Kendimi


Zor geçen bir gece daha...

Her ne kadar uyuyabilmiş olsam da yatağımı özlüyorum. Yattığım divam bu güne kadar oturduğum en rahat divan belki de. Ama insanın yatağı gibisi olmuyo. Alışkanlık olmuş zaten sabah erkenden uyanıyorum. Az uykuya alışık olmam bu konuda işe yarıyo. Uykusuzluk çekmiyorum. Ama bugün sabah kalktığımda boynum ağrıyodu. Yatağımda olsaydım olur muydu bilmiyorum ama o oda odamdan daha soğuk, biraz üşüyorum da. Sabaha karşı baya serin oluyo. Odamın kokusunu seviyorum...

Bir de makyajı bırakmam var tabii. Bütün makyaj malzemelerimin, parfümlerimin olduğu bir dolabımın kapağını aralayamıyorum bile... ne bi parfüm kullanıyorum ne bi makyaj yapıyorum. Dışarıda olan bi roll-on deodorantım var onu kullanıyorum sadece hepsi bu.

Takı takmayıda bıraktım. Takılarımın olduğu çekmeceye kafamı çevirip bakmıyorum bile. Malum şeffaf.

Kısaca her şeyden soyutladım kendimi. Bakalım yarın bana neler getirecek veya neler götürecek...

11 Haziran 2011 Cumartesi

Bugüne Dair Her Şey

İşte günün gerçekleri: http://ipekto-icimdensesler.tumblr.com/post/6416334133/zor-baslang-c ve http://ipekto-cilektadinda.blogspot.com/2011/06/yalan.html

Yalan


Gece saat 1.30 civarı ve ben uyuyorum. (Sözde uyku.) Annem bulaşık makinesini kapatmak için mutfağa geliyor. (Mutfak benim odamın yanı.) Ve benim sesimi duyup birisiylemi konuşuyorum diye merak ediyor. Her şey böyle başlıyor.

Ben hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Önce annem uyanık olduğumu düşünüp: "İpeek niye ağlıyorsun? Ne oldu?" diyor ama benden ses soluk yok. Zaten o sesleri çok net duymadım da. Sonra bir ses: "İpek kalk su iç hadi. Sana su getirdim. Hadi kalk." diyor. Ben gözlerimi açıyorum ve başımda annem. Bana su içirmeye çalışıyor. Ben su içerken su genzime kaçıyor. Öksürmeye başlıyorum. Neyse geçiyor. Hala ağlıyorum. Neden ağladığım bilinmiyor. Annem: "Kabus mu gördün? Ne oldu?" diye soruyor ama ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Bende şaşırmış bir halde sorular soruyorum. Annem, yok bir şey geçti diyerek beni yatıştırmaya çalışıyor. Ama ben hala ağlamaya devam ediyorum. Yatıyorum ama aynı zamanda durmadan ağlıyorum. Nerdeyse nefes bile alamıyorum, o kadar feci... Saati merak edip telefonuma bakıyorum. Saat: 2.34. Bir saat olmuş annem beni uyandıralı. Ben hala ağlıyorum. Durmadan, yorulmadan ağlıyorum. Bu arada annemle aramızda kısa dialoglar geçiyor. Uykumda ne gördüğümü soruyor, hatırlamıyorum diyorum. Sonra odandan çıkıp oturma odasına gidiyoruz. Yastığımıda alıyorum. Beyaz Show'un sonları. Beyaz programı bitiriyo ve benim ağlamam geçiyor. En sevdiğim divanda sızıp kalıyorum. Gece bir üşüme ve ürpeltiyle uyanıyorum. Oda soğuk. Balkon kapısı açık kalmış, buz gibi esiyor. Annem yanımdaki koltukta uyumuş kalmış. Balkona çıkıyorum. Miss gibi temiz hava... Sonra tekrar içeriye giriyorum. Annemin üstünü örtüp odama gidiyorum. Saat: 5.16. Uyumaya devam edeyim diye yatağa giriyorum ve yatmamla tekrar ağlamaya başlamam bir oluyor. O an anlıyorum. Bana bu odada uyku yok, huzurlu gece yok. Odadan çıkıyorum göz yaşlarım diniyor. Odaya giriyorum ağlamaya devam ediyorum. Saat 7 civarı ağlarken sızıp kalmışım. Sabah uyandığımda annem "Odana ne zaman gittin?" diye soruyor. Saat 5 civarı üşüdüm odama gittim orda uyumaya devam ettim gibi bir şey diyorum. Ağlamaklı kısmı atlıyorum...

Annem kabus gördüğümü sanıyor...

10 Haziran 2011 Cuma

Toprak Kokusu


Bloğun ismi çilek tadında çünkü bloğu oluştururken amacım çilek tadında, güzel şeyler paylaşabilmekti. Ama hayat şartları buna hiç el vermedi. Keşke diyorum bloğun ismi Çilek Tadında yerine Toprak Kokusu mu olsaydı ki?

Bide Bu Var


Az önce aklıma geldi tamamen unutmuştum. Çok zaman önce oluşturmuştum bunu: http://ipekto-icimdensesler.tumblr.com/

formspring.me

Soru soooorrr !!! http://formspring.me/ipekTo

ZOR ZAMANLAR


"Öyle ya da böyle zor kırılmamış gibi yapmak..."

Zor zamanlar hep ama hep yalnız geçer. Ne kadar geniş bir çevreye sahip olsada insan, dost diyebileceği çokca arkadaş da olsa zor zamanlar hep yalnız geçer. En yakınındaki, hatta içinden bir parça olan insanlar bile anlamaz birbirlerini. Zor zamanlar hep yalnız geçer...

Kalabalığın içindeki yalnızlıktır bu yaşanan. Kimse okuyamaz içini. Kimse göremez neler sakladığını. Dışarıya çıkarmaya çalışsanda onun dili farklıdır. Anlaşılamaz. Hiçbir dilde yoktur tercümesi. Bu yüzden paylaşılamaz....

9 Haziran 2011 Perşembe

Rüyalar Güzeldir(!)


Parça parça olmuş içimiz. Hiç dediğin gibi değiliz artık... Ben demiştim bu koca bir yalan, uyurken gördüğümüz bir rüya diye ama inanmak istememiştin bana; belki de inanmak istememiş gibi yapmıştın. Diyorum rüyalarım gerçek oluyor diye inanmıyorsun bana. Bu sefer rüya bitti, rüyadayken farkında olduğum gerçekler gün yüzüne çıktı. Şaşırmadım buna, şaşırdığım bu değildi. Şaşkınlığımın sebebi değişen sendin.

Balon Olup Uçan Umutlar - 3


Bir varlar, bir yoklar... Bilmiyorum ki ne yapıyorlar... Anladığım kadarıyla benimle dalga geçiyorlar...

Zaman dalgasini geçip eğlenmeye devam ediyor...

Hep diyorum ya zaman kendini tekrarlıyor diye, yok o öyle değilmiş, zaman kendini tekrarlamıyormuş. Anladım ki büyük deşimler, büyük farklılıklar oluyormuş. Çok iyi anladım her şey değişiyormuş. Büyükler ya da büyük sandıklarımız küçücük oluveriyormuş bir anda. Masal bir dünyadan uyanıp gerçek dünyaya geçiş oluyormuş o an. Yalanlardan sıyrılıp gerçeklerle dolu dünyaya geliş. Belkide rüyadan uyanış...

İnanmak istemiyor insan gerçeğe; hayal bir dünyanın görüntüsü göze hoş geliyor, ayrı bir güzel kokuyor havası. Ama hep orda kalmak için çaktırmadan şizofreni olmak gerekiyor. Ben olamıyorum. Denedim ama olamadım...

Şimdi bu kirli havaya alışmam gerek. Şimdi alışmaya başlama zamanı...

7 Haziran 2011 Salı

Söz Kırıntıları


öyle ya da böyle zor
kırılmamış gibi yapmak
sözlerini unutmak
o en çok sevdiğim şarkının

Imm.. Buldum galiba bugünü, dünü, daha önceyi veya daha sonrasını özetleyen bir kaç dize... Bir şarkının arasında geçen söz kırıntıları...

(merak edenlare; şarkı teomanın yeni albümünden İstanbul'da şarkısının sözleri)

6 Haziran 2011 Pazartesi

Balon Olup Uçan Umutlar - 2


Bir varlar, bir yoklar... Bilmiyorum ki ne yapıyorlar... Anladığım kadarıyla benimle dalga geçiyorlar...

Zaman benimle dalga geçiyor gibi geliyor demiştim ya artık eminim kesinlikle dalga geçiyor. Benim zayıf noktalarımı çok iyi bulmuş durumda ve bunlarla eğleniyor. Damarıma basıp basıp acı çekişimi izliyor. Ve kim bilir ne kadar çok eğleniyor...

Hani her şey hep kendini tekrar ediyor demiştim ya evet gerçekten her şey kendini tekrar ediyor. Hatta aslında zaman ileriye değil belki geriye doğru ilerliyor...

Bilmiyorum ne oluyor ama bu durumun hiç hoş olmadığı kesin. Zaman benim üzerimdeki oyunlarıyla eğleniyor olsa bile ben bu işten hiç keyif almıyorum. Hatta fazlasıyla sıkıldığımı bile söyleyebilirim.

Acısıyla tatlısıyla hayat işte. Önüne çok da fazla seçenek sunmuyor. Yaşamak ve paşımıza düşen lokmayla doymak zorundayız. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum ama hem benim hem de ruhum aç kalıyor...

1 Haziran 2011 Çarşamba

Balon Olup Uçan Umutlar - 1


Bir varlar, bir yoklar... Bilmiyorum ki ne yapıyorlar... Anladığım kadarıyla benimle dalga geçiyorlar...

Zaman benimle dalga geçiyor gibi geliyor bazen. Canı sıkılıyormuş da benimle eğlenmeye çalışıyormuş gibi bir havası var... Hep kandini tekrarlayıp duruyor, zaten tek yaptığı şey de bu aslında... Önce her şey çok güzel oluyor. Sonra da birden berbat oluyor... Sonra tekrar çok çok güzel oluyor. Sanki hiç bozulmayacakmış gibi güzel. Sonra tekrar kötü... Bu böyle sürüp gidiyor ve hiç bozulmuyor. Hep aynı olaylar tekrarlanıp duruyor.

Bu son günlerde yine içimde umut kelebekleri uçuşuyor... Tüm korkum, domuşukluğum bundan zaten... Ne zaman içimi umut sarsa birden her şey uçan balonlara dönüşüyor. Ya tutamıyorum uçup gidiyorlar ya da havası kaçıyor... Bu sefer hangisi olacak bilmiyorum ama içimde güzel hisler var. -Her zaman olduğu gibi.- Kötü kokular yine burnumda ama sanki o kadar da boğucu değil gibi...

Dilek perileri bu sefer varlıklarını bana inandırmaya çalışıyorlar gibi. Belke daha makül isteklerle yola çıktığımdandır bilmiyorum ama ben rüyalarımı seviyorum ve hep aynı rüyaları görmek istiyorum. Bu sefer dilek perilerine sözüm var; rüyalarım kabus olmadığı sürece başka bir isteğim yok... Yeterki etrafı 'yine' kötü kokular sarmasın...

YORGUNLUK !!!


OF! Çok bunaldım. Ben çok yoruldum artık. Hiçbir şeyle ilgilenmek, uğraşmak istemiyorum! Sabahtan akşama kadar evde yatmak istiyorum. Kimse olmasın çevremde, yalnız bıraksın herkes beni. Kendi halime. Cidden çok yoruldum, cidden hiçbir şeyle uğraşasım yok. İlk defa yazı yazmak bile zor geliyo. Her şeyden bıktım o derece... Ama olmaz hiçbir zaman istenilen. Kalamam hiçbir zaman yalnız. En istemediğim zaman bulur beni yalnızlık...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...