Translate

31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu Yıllar!!!

Yine yaşlanıyoruz. Of hiç sevmiyorum bu yeni yıl mesajlarını yazmayı. Tamam yeni yıl güzel şeyler getirsin. Ona sözüm yok. Herkes ama herkes çok mutlu olsun, sağlıklı olsun... Ona da sözüm yok ama yaşlanmayalım. Olmaz mı? =) Hatta hep genç kalalım. En güzel zamanımızda... (Tabi en güzel zaman kavramı göreceli. Ama herkes kendinin en mükemmel zamanında donsa güzel olur bence. Donmak derken gerçek anlamında demiyorum. Yanlış anlaşılmasın.)

Neyse...

Umarım herkes 2012'yi güzel hatırlar. Benim için çok güzel bir yıl değildi. Hatta şansız bir yıldı ama her şeyi güzel hatırlamak gerektiğine inanırım ben. Bir şeylerin kötü izler bırakması mutsuzluk sebebidir. O yüzden 2012 herkesin hafızasında umarım güzel yer edinir ya da edinmiştir.


Ve 2013... Herkese bol bol mutluluk getirir umarım... En çok da benim sevdiklerime... Mesela dünyanın en tatlı ninjasına... Mesela devamlı okuduğu kitapları paylaşıp beni kıskandıran Deep'e... Mesela canım ortağım Ecenur B.'ye... Mesela en içten ablacım Vuslat'a... Ve daha bir sürü meselalara...

İYİ YILLAR!!! =)

Ayın En Çıplak Günü - Buket Uzuner



Kitabın Adı: Ayın En Çıplak Günü
Kitabın Yazarı: Buket Uzuner
Kitabın Yayınevi: Everest
Kitabın Türü: Hikaye
Kitabın Sayfa Sayısı: 138
Arka Kapak:

Herkesin yaşamında çıplak günler vardır;
Savunmasız, iddiasız, direnmesiz,
gösterişsiz , öylece... Yalın ve kendi
halinde. İçine kimsenin kabul edilmediği,
alınmadığı, hani o 'en yakınlar'ın bile... 
Bu kitaptaki öyküler benim en çıplak günlerimde yazıldılar.

Bir Erkeğin Dayanılmaz Bilinçaltı TutkusuSt. Petersburg'da Feodor Diye BiriShangri - LA,Bir Kadının Yaşamında En Önemli İki ŞeyÖnceki ve Sonraki KadınÜç Kişilik AğıtAlthusser Şimdi Ne Yapıyor?KuşkuYerli Filmlerle Büyümüş Kız Çocuklarından Biri olmak üzere 9 öyküden oluşuyor kitap.


22 Aralık 2012 Cumartesi

Bugün Günlerden Benim Doğum Günüm

Tarih: 22 Aralık 1993

Sabah saat 10.30 civarı Nazilli Devlet Hastanesinde dünyaya minik bir kız çocuğu geldi.

İsmini İpek Özlem koydular.

Bugünün tarihi: 22 Aralık 2012. O tarihten tam 19 yıl sonra...

Şimdi o minik bebiş büyüyüp kocaman oldu. Ama ruhu hala çocuk.

İşte o çocuk ruhlu kocaman bebiş, İpek Özlem, benim.

Yaşlanıyorum ama değişen hiçbir şey olmadan. Çocuk kalarak...

Günlerin götürüp getirdiklerinin yarında, getirdiklerinden çok götürdüklerinin yanında, yaşamaya hevesle, sevinçle ve merakla devam ediyorum. Umarım tüm hayallerim gerçek oluncaya kadar da böyle devam eder. Umarım bütün iyi insanlar için böyle olur...

Bugün beni yalnız bırakmadıkları için teşekkür etmem gereken dostlarım var:

Ecenur B.'ye Twitter'daki uğraşları ve hep yanımda olduğu için teşekkür ederim.

#BugünGünlerdenIpekinDoğumGünü etiketi ile sayesinde tanıdığım tanımadığım bir sürü insandan doğum günü tebriği almamı sağladı. Gecenin ilk güzel sürpriziydi...

Onun dışında doğum günümü kutlayan tüm arkadaşlarıma da çoook teşekkür ederim. Bugün herkesi herkesi çooookkk seviyorummm! =)))

İyi ki varsınız dostlar! =D


Nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken yıllar hayatlar geçiyor?..

8 Aralık 2012 Cumartesi

İKİ YEŞİL SUSAMURU Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri


Kitabın Adı: İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri
Kitabın Yazarı: Buket Uzuner
Yayınevi: Remzi Kitabevi
Sayfa Sayısı: 277


Arka Kapak:

Buket Uzuner'in içten, duyarlı ve mizah dolu üslubuyla yazdığı çağ...

Devamı... >>>

2 Aralık 2012 Pazar

Bir de Baktım ki Herkes Aynı Hayatta


Kolumu uzatınca tutabileceğim bir uzaklıkta her şeyi paylaşabileceğim bir insan olsun diğerlerinin hiçbiri olmasın istiyorum!

Bunu bazen şaka falan değil ciddi ciddi istiyorum. Ama tabi öyle bir insan olmadığı için hayatımda hiç kimseye defol git diyemiyorum. Herkes ister ama zaten değil mi? Yanılıyor muyum yoksa?

Bazen çok sinirli oluyorum mesela. Herkes, yapılan her şey bana batıyor. Hiç kimse olmasa keşke falan diye düşünüyorum. Ama yok çok sürmüyor çünkü ne yapacaktım ki tek başıma, sinir olacak bir şeyim bile olmazdı diye düşünüp bundan vazgeçiyorum.

Bu aralar kitap okuyamıyorum çok sık. Yani önceden hafta da 2 kitap filan bitiriyordum ama şimdi kısacık, tek gecelik bir kitabı 3 gündür okuyacağım diye can çekişiyorum. Aslında her şey bu yüzden. Hani insanları rahatlatan bazı şeyler vardır. Mesela şarkılar ya da ne bileyim bir film, başka biri için başka birinin sesi, kokusu... Çoğaltılabilir. Benim için üç şey var: Birincisi kitaplar, çünkü farklı diyarlara gidiyorum ve gerçeğin olmadığı bir yerde her şey daha güzel. İkincisi oyuncak ayım Aqua... Kendisi en büyük dostum olur! Üçüncüsü ise şarkılar. Ama tabii her şarkı değil. Mesela Teoman'ın söylediği her şarkı; çünkü onda rahatlatan şarkı değil. Şarkı aslında bahane. Teoman'ın sesi beni mutlu ediyor ve rahatlatıyor. Sonra mesela Bülent Ortaçgil... Adam huzur vermek için var sanki. Ya da ne bileyim MFÖ falan. Bu üç ismi her ruh halinde dinleyebilirim. Mutsuzken de mutluyken de bana destek olurlar. Benimleymişler gibi, içimdeymişler gibi... İyi ki varlar!!!

Destek olmak deyince aklıma burç yorumları geldi. Herkesin hayatında olur bence böyle bir dönem. Yani "burç meraklılığı sendromu". Yani illa insanın burçlara merak salmış olması gerekmiyor ama ben bu durumun ismini böyle koydum. Neymiş efendim o? Hemen açıklayalım: Destek arama durumu. Nasıl yani? Şöyle ki yalnız hissetiğiniz bir dönemdesiniz diyelim. E ama bu hayat öyle yalnız hissetmekle de hiç çekilmiyor. Sizin gibi olan insanların varlığı ise size iç rahatlık veriyor. Ve tesadüfen karşınıza bir burç yorumu çıkıyor. Kendi burcunuzun yorumu. Okuyorsunuz ve bir bakıyorsunuz işte aynı siz! "Aa! Nasıl yeni?" Diye şaşırma ünlemleri ve sorular geliyor arkasından. O an anlıyorsunuz ki siz bu hayatta yalnız falan değilsiniz. İşte ondan sonra yalnız olmadığınızı hissedip mutlu olmak için düzenli olarak burç yorumu okumaya başlarsınız. Yalnızlığınız geçinceye kadar sürer bu dönem. Sonra kendiliğinden unutulur zaten. Hatta ve hatta saçma sapan şeyler gibi gelmeye başlar bir zamanlar vakit ayırdığınız bu kıymetli uğraş. Çok az insan vardır hayatını burçlara göre yönlendiren. Diğer hepsinin burç okuma merakı ise budur işte. Hani bazıları insanlar kendilerini ifade edemediği için ya da bunlara inandığı için okuduklarını düşünürler ya işte asıl sebebi yalnızlıklarını gidermektir. Ve aslında bunları söyleyen insanlarda mutlaka bir zaman dilimi içerisinde aynı şeyleri yaparlar. Ama farklı şekillerde... Mesela sözlüklere katılırlar yazar olarak, sivil toplum örgütlerine girerler yeni çevre edinmek için, forum sitelerindeki tartışmalara katılırlar, blog yazarlar... İnsanlarla iletişime geçebilmek için mutlaka bir çabaları vardır sonuç olarak. Fark etmez hepsi aynı şeydir. Birinci anlattığımı genelde bayanlar tercih ederken ikinci anlattığı ise erkekler tercih ederler. İkisi de bunu durumun farkına varmadan yaparlar. Huzur bulmak için...

Peki ben hangisini yapıyorum? Yıllar önce ilk olarak blog yazarak başladım yalnızlığımı giderme çabalarına. Sonra bu beni uzun bir süre idare etti. Onun da yetmemeye başladığı bir zamanda burç yorumlarına merak saldım. Şimdi artık ondan da sıkıldım. Denk gelirse okuyorum denk gelmezse aklıma bile gelmiyor. Yeni favorim forum siteleri... Bakalım ondan sonra ne bulacağım. Zaman gösterecek...

İşte insan yavrucukları hayat böyle... Aslında hepimiz için aynıdır ama biz farklı pencereden baktığımız için fark edemeyiz. Asla unutmayın; yalnız değilsiniz! =)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...