Translate

12 Mart 2012 Pazartesi

Biraz Değişik


Ya bilirsiniz işte ben çok sulu göz biriyimdir. Ota boka ağlarım. Ama öyle ağlamış olmak için falan ağlamam. İki damladır zaten akan yaş çoğu kez. Daha fazla da değil. Ama sanki derdim, sıkıntım, öfkem, sinirim kısacası her türlü belam akıp gitmiştir o iki damla tuzlu suyla... Sonra da bir rahatlarım. Domuşuk domuşuk dururken derin nefesler alırım. Daha da rahatlarım. Artık gülümsemeye bir adım daha yaklaşmışımdır. Ama yok, olmaz, gülmem. Çünkü çabuk olan şeylerin büyüsü çabuk bozulur. Biraz daha domuşmalıyım. ... Tamam, şimdi oldu. Artık gülebilirim. =)

İşte benim için hayat böyle. Çok düşünmeden yaşarım ama yine de kalıcı şeyler yapmaya çalışırım. Bazen ne kadar istesem de yapamam ama. Suç bende de olur başkasında da ama olmaz işte. Pişman da olamam kolay kolay. Alışkanlığım değil.

...

Ama bazen pişman olmam gerektiğini hissederim. Bazen yakınlarımı kaybederim. Onlar gittiklerinde bir daha geri dönmezler biliyorum ama bazen ben gönderiyorum. İstemeden...

...

Yine de pişman olmam. Olamam. Alışkanlığım değil.

...

Ben böyleyim işte. Biraz değişik...

Mesela: Çok özlerim ama söyleyemem. Çünkü ben sevdiğimi söyleyemem.

...

Ama pişman da olmam.

Ben böyleyim. Biraz değişik...

...

Kötü söz demeyin siz yine de... İyi dileklerinize ihtiyacım var...

...

6 Mart 2012 Salı

Bazen bir yazı yaşatır insanı bazen bir fotoğraf bazense bir şarkı tercümandır bize. İnsan, bazen hayatın fahişesi...


Uzun uzun yazmak zor geliyor artık. Yazacak bir şeyim olmadığını sanmayın. Ama sıkıldım. Sakın yanlış anlamayın, yazmaktan değil; anlatıp anlatıp anlaşılmamaktan sıkıldım. ...

Artık yorucu her şey. Her şey bıkkınlık verici. Hiçbir şeye hevesim kalmadı. Hiçbir şey yapmak istemiyorum. Nefes almak bile zor geliyor. Duymak zor geliyor yalnızlığı. Görmek zor... Dokunmak ondan da zor... Koklamak burun kemiklerimi sızlatıyor, tatmak midemi bulandırıyor. Ama elde bir bu var. Bir tek yalnızlık. ...

Ve bunu ben istedim. Belki de hak ettim. Şimdi pişman mıyım? Belki... Tam olarak pişman değilim ama amacım bu değildi. Olaylar fazlaca kontrolümden çıktı. Ben bile kendimden nefret eder olmuşken insanların suçu ne ki?.. Hiçbir şey... Bütün bu acılara rağmen kimseyi suçlamaya hakkım yok. Kendi hatalarımın ve tüm yanlışlarımın farkındayım. Ama artık neye yarar. Daha aylar var önümde böyle geçecek. Belki yıl belki de yıllar...

Acı bunları hissetmek... Ama olsun. Varsın olan bu olsun. Çok fazla da önemsemiyorum mutluluğu. İki şaşkın gülen gözü... Kalıcı değilse artık hiçbir şeyin önemi yok benim için. Gelip geçici güzel bir kaç dakika her zaman bulunur. Mutlaka olur öyle anlar. Hatta belki çok da güleriz o güzel zamanlarda. Ama neye yarar ki gülmek ağlatıyorsa?.. Ben gülmemeliyim. Gülmeyi hak etmiyorum dedirtip o gülücükler bir pişmanlık oluyorsa?.. Neye yarar tüm bunlar? Yüzün gülmesi midir gerçek gülmek? Bence değil. O gerçekten gülen şeyin ismi ne oluyor bilmiyorum. Ruh mu? Kalp mi? Beynimiz mi? Düşüncemiz mi? Yoksa hepsi mi? Bilmiyorum ne ama her neyse o gülmeli işte. ...

Anlatamıyorum bile. Yine geveliyorum sadece. Anlamsızca kelimeleri diziyorum yan yana. Bu yazıyı daha sonra okuduğumda muhtemelen ben bile anlayamayacağım. Ama olsun rahatlatıyor işte. Bana haram da olsa rahatlatıyor. Nefes almama lanet okumuyorum en azından. En azından daha sonra pişman olacağım beddualar etmiyorum kimseye. En azından sonra dönüp bana gelecek beddualarım olmuyor. En azından kimsenin ahını almak için bir şey yapmamış oluyorum. En azından yalan söylemiyorum. En azından sadece ben oluyorum. ...

Baya faydası varmış yazı yazmanın. Birazcıcık da fotoğrafların. Ben bir şeyler beğendim mesela:

Bazen her şey umuttur bazense her şey umutsuzluk…

Bazen inanırsın...

Küçük bir bebiş olmak isterdim. Sonsuza kadar. Çünkü en güzel çile onların çilesi.

Bir de şarkılar vardır dinlendiren...

Mesela Teoman söyler bazen...

Ve bazen bizi anlatır o şarkılar...

İşte onlardan biri:

Teoman - Kelimeler


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...