Translate

14 Ekim 2012 Pazar

Hem Özlemek Var Kaderde Hem de Çok Kızmak


Ya her şeyi geçiyorum da o gördüğün rüyayı bile benimle ortak olan bir şeye alet etmişsin ya o bana çok koydu.

...

Aslında Perşembe günü eve gelince bir yazı yazacaktım ama bilgisayara gecenin bir vakti geçme fırsatı bulunca "Şimdi yazı yazmakla vakit kaybetmeyeyim Cuma yazarım." dedim. Cuma günü yine aynı şey oldu bu sefer "Amaan yarın yazarım." dedim. Ve şu an bir Pazar akşamı. Şimdi anlıyorum ki daha çok dolmayı hatta dolup taşmayı beklemişim.

Perşembe günü dershane çıkışı öğle yemeğinde başladı her şey. Her zamanki gibi arkadaşlarımla beraber yemek yiyecektik. Bir pizzacıya gittik. Oturduk yiyeceklerimizi sipariş ettik. Her şey normal, olağan gibiydi. Tabi bu dışarıdan gözüken kısmı, benim fikrim değil. Gittiğimiz pizzacı benim salataları dışında pek beğendiğim bir pizzacı değildi. Ama yanımdaki arkadaşlarım orayı tercih ettikleri için çıkıntı olmayayım dedim ve onlara uydum. Neyse zaten çok problem yaratan bir insan değilimdir böyle konularda. Ama onlara da düşüncemi söyledim tabi. Biri kendisinin her şeyin en doğrusunu ve en iyisini bildiğini düşünür hep. Nazilli'deki en iyi pizzacı burası dedi. Ben o senin düşüncen ben sevmiyorum diyerek geçiştirdim. Hayır değil desem biliyorum ki bu kavga sonsuza kadar uzardı. Ama benim hiç dayanacak halim yoktu. Ben o kalabalıkta kendi yalnızlığımda boğulmaya çoktan başlamıştım. Aklıma gelen düşünceler beni uzaklara alıp götürmüştü. O an tekrar fark etmiştim ki 'yalnızlık ömür boyu'ydu. MFÖ yine haklı çıkmıştı.

Pizzacıda oturduğumuz süre boyunca onlar whatsapp hakkında konuşurken ben bambaşka bir yerde düşümdekilerle konuşuyordum. (Whatsapp'a uyumlu bir telefonum olsaydı belki onlara katılırdım tabii. Ah Samsung ah! Neyse ama iyi ki uyumlu değil. Bunun için farklı sebeplerim ve mantıklı açıklamalarım var.) O an çok özledim. Şimdiye kadarkinden çok daha fazla... Birikmiş özlemimin doruğa çıktığı andı hatta. Ama geçti gitti işte. Ne kadar acısa da ne kadar özlem çeksem de geçiyor artık bir süre sonra.

Bir de Perşembe günü akşam eve yoğun bir baş ağrısıyla gittim. Biraz da ateşim vardı. Uyuyup kalmışım zaten hemen. Ateşli ateşli gördüğüm saçma sapan rüyalarla iyice allak bullak oldum.

Gelelim Cuma'ya... Cuma günü keyifsiz bir şekilde uyandım sabaha. Zaten çok mutlu olmamanın etkisiyle beraber insanlarla bir arada bulunma zorunluluğu beni benden aldı. Hatta nasıl bir kendimde olmama sendromu yaşadım bilmiyorum ama sabah evden çıkarken cüzdanımı falan evde unutmuşum. Zaten böyle durumlarda mutlaka bir şeyleri unuturum. Neyse ki bu ciddi bir problem değildi. Öğle yemeği boyunca arkadaşlarımın "İpek hayattan bezmiş gibisin." sözlerine tahammül etmem gerekti. Onlara "Evet, öyle" diyordum. O an gerçekten de öyle hissediyordum. Hiç enerjim yoktu. Dershanede sorularımı sorduktan sonra başka bir arkadaşımla buluştum. Film izledik falan keyfim yerindeydi oradan çıkarken. Aslında birazdan kızacağım şeylerin altındaki sebep biraz da o arkadaşım ama yok onu bu konudan ayrı tutmam gerektiğini biliyorum. Ve ayrı tutacağım. Kendime engel olacağım.

Cumartesi günü kendimce hiçbir şey düşünmemenin yolunu buldum ve dip, köşe, bucak odamı temizledim, topladım. Yaşam alanım baya bir daralmış üstüne üstlük nefes alınmayacak bir hal almıştı ki artık bu kadar düzgün olamaz bir daha denilecek kadar derli toplu. Ve ölü gibi uyumuşum gece. Bugün uyandığımda sabah saat 10'u geçmişti ama ben hala yorgundum. İyi ki yapmışım bu deliliği. Tek kötü bir yanı oldu bundan neredeyse tam 2 sene önce yazmaya başladığım bir anı defterimi buldum. Çok yarım kalmış ve onu tamamlamaya karar verdim. Benim için onu tamamlamak demek düşünceler, düşünceler, düşünceler demek. Neyse. Bir diğer kötü yanı ise artık kapanmış olan eski bir blogun mail adresini ve şifresini buldum. Bir kağıda yazılı bir şekilde kitaplığımın derinliklerinde duruyormuş öylece. Bugün akşamın erken saatlerinde bilgisayarı açtım ve bir bakayım şuna acaba hiç mail gelmiş midir dedim. Bir de ne göreyim?! O mail adresi onu ortak açtığım kişi tarafından kullanılıyor. Üye olduğu sitelerin E-Mail adresi bölümüne onu yazmış. Neyse bu hiç problem değil. Buna sadece şaşırdım. Asıl beni sarsan o siteye yazdığı rüyanın mail olarak oraya geldiğini görmüş olmam oldu. Rüya ne mi? Boş ver en iyisi.

...

Daha söyleyecek çok söz birikmiş içimde ama yeter bu kadar. İlk görünce ağzıma almadığım sözler çıktı dudaklarımdan. Çok kızdım ama neyse. Konuşmaya kalmamış mecalim.

10 yorum:

  1. ah canım benim ben ne diyeyim sana minik kuşum ya :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok söyleyecek söz ama zaman geçince acı azalıyor. Mesela dün çok üzgündüm, bugün sadece üzgün, yarın ise büyük ihtimalle az üzgün olacağım sonra da geçecek. Hem bugün daha ciddi sorunlarım vardı. Beni O'ndan daha çok üzecek şeyler oluyor hayatta. O sadece arada kapımı çalıp dil çıkarıp kaçan yaramaz bir çocuk gibi hafızamda.

      Sil
  2. Ve bir bakmışsız üzülmeye değmiyor. Kendi kendine gülümseyeceksin sevgili çileğim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorum, gelecek bu gün, bekliyorum...

      Sil
  3. Bak sen saygısıza, açsana kendince baştan bir blog demi, cidden şaşırtıcı ve sinirlendirici canım bu durum, ama umursama, bir yerde tıkanır geri:)öpüyorum seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam bıraktım umursamayı =) Teşekkürler ayrıcaa =) =*

      Sil
  4. annamadım kii.
    o ortak sitede bir rüya vardı.
    o rüya o siteye sonra mail olarak gelmiş ne demek ki bu. blogu ortak açtığınız kişi de halen görüştüğün arkadaşın olmalı.
    :)
    yani senin rüyanı mı yazmış.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oww çok karışmış deep! =/

      dur hemen açıklık getiriyorum konuya.

      bir ortak blog vardı ve artık o insanla konuşmuyorum o blogda kapandı.

      ama o blogu açmak için aldığımız mail adresini o kişinin hala kullandığını fark ettim.

      üye olduğu bir forum sitesinde kendi kendine mesaj atmış. O mesajda gördüğü bir rüyadan bahsetmiş. rüyanın benimle uzaktan yakından bir alakası yok. başka birisini görmüş. forum sitesi de kendisine gelen mesajları maille haber veriyomuş. bu rüyada maile gelmiş tabii.

      bende şifreyi bulup girince bunu gördüm. ve tek kızdığım noktada öyle bir rüyanın benimle ortak olan bir şeyde gözükebiliyor olması oldu. Çok saçma aslında ama ihanet gibi hissettim kısacası.

      anlatabildim mi bu sefer? =)

      Sil
  5. İnsan dolup taşmadan yazamıyor birşeyler :) Rüyalarla gerçekler arasında bi bağlantı, çağrışım olur zaten. Ama nasıl öyle bi aptallıgı yaparlar şaşırıyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen aptallık yapmak çok zor olmuyor LaLa. Ben bile bile yapıyorum hala. Çok güveniyorum mesela. Neye dayanarak? Bilmiyorum.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...