Translate

3 Nisan 2012 Salı

En Büyük Eksiklik


Uzun zamandır yazmıyorum biliyorum, farkındayım. Ve bir açıklama yapmam gerektiğinin de bilincindeyim. Ama valla benim bir suçum yok. Hepsi YGS'nin suçu. Peki yazmadım, o kadar fedakarlık yaptım. Değdi mi bari?! HAYIR. Bütün emeklerimin boşa çıktığını düşünüyorum. Hiç etmediğim kötü sözleri ÖSYM'ye ediyorum. Ve ağzımı bozduğum için hiç utanmıyorum. Bir de sınavdan sonra Haber Türk'te soruları cevaplayan adamları çok iyi anıyorum: Soruları mükemmel buldukları için.

Neyse bırakalım şu sınav muhabbetini. Evet sorular çok iyi değildi bu bir gerçek. Ama senenin başından beri hatta sadece bu senenin başından beri değil uzun zamanlardır kafamı meşgul ettiğim boş ve amaçsız, sonuçsuz meseleler yüzünden de pişmanım. Ama az önce fark ettim ki aklım hala o şeylerde, gönlüm hala kırık. Düzelmesi imkansız derin çatlaklar oluşmuş durumda kalbimde...

Tabi kime ne bunlardan. Bir ben biliyorum işte. Başka ne duyup bilen var ne de hissedip anlayan. Belki anlaşılmak da istemiyorum. Bilmiyorum açıkçası... Ama ne benim yolum yol ne de zaten bir yol var. Durum o kadar karışık ki...

Aslında günlerdir yazmak istiyorum. Tüm bunlar içimde büyüyüp büyüyüp bir dağ oldular. Ama ne yazacağımı nasıl yazacağımı ne anlatacağımı nasıl anlatacağımı bir türlü bilemedim. Aslında hala ne yapmam gerektiğini biliyor değilim. Ya da doğru yolu bulmuş değilim. Ama saçmalıyorum işte. Yazmış olmak ya da rahatlamak için yazıyorum. Ama anlamayacak yine kimse ne dediğimi. Biliyorum. Ve artık anlatamamaktan, anlatmaya çalışıp çalışıp anlaşılmamaktan çok yoruldum. Birinin beni anlamasına ve elini uzatmasına çok ihtiyacım var. Birinin yanımda olduğunu hissetmeye, sahiplenilmeye cidden çok ihtiyacım var. Biliyorum; birden olmaz böyle şeyler ama bazen de hiç olmuyor işte...

Çok kırgın olmamın tek sebebi bu aslında: O kadar benimsedim ki içimde sanki artık. Benden farklı düşünemiyorum. Ama bunu sadece ben hissediyorum.

Birde çok yakındır size aslında ama bir o kadar uzak. Siz onun için çok yakınsınızdır ama o sizin için çok uzak. Tam yaklaşmak için adım attığınızda bu sefer size doğrultulan silahları ve süngüleri fark edersiniz. Soğuk savaş sona ermiş ve sıcak savaş başlamıştır. Bütün çabalarınıza rağmen sabır taşınız çatlamıştır. Artık yapacak bir şey yoktur. O an sinirlerinize hakim olmanız imkansızdır. Zaman zaman hissedersiniz bu eksikliği ama kötü anları düşündüğünüzde hiçbir zaman pişman olamazsınız ve aslında en büyük acıyı da bu verir.

Büyük ufuklara yalnız bakmak da varmış kaderde... =)

...


**Dip Not: Bu bir aşkın değil büyük bir dostluğun eksikliği.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...