Translate

17 Aralık 2011 Cumartesi

Kendi Mezarını Kazan Kız


Yaptıklarımdan ne kadarı doğru veya ne kadarı yanlış hiçbir fikrim yok aslında. Ama az önce şöyle bir şey geldi aklıma: Evet, ben gerçekten sabırsızdım. Ve galiba bu sabırsızlığım elde edebileceğim mutluluğu azaltıyordu. Hatta galiba bu hep böyle olmuştu... Bilmiyorum aslında ama en büyük korkum bunun bu sefer böyle olmasıydı. Ve korku belayı çekermiş. Korktuğun şey hep seni bulurmuş... Evet evet gerçekten de buluyor. Bu söz çok doğru. Ben bunu bıkıp usanmadan kanıtlıyorum... Amacım ne niye böyle yapıyorum ben bile bilmiyorum. Hiçbir pişmanlık duymuyorum hata ve hatta mutsuz bile olmuyorum. Çünkü ben yaşamak istediğim her şeyi kendim istediğim için yaşıyorum. Aklımda hiçbir soru işareti bırakmadan yaşıyorum, hepsini... Gerçek şu ki aslında yaşamasam da aklımda soru işareti falan kalmayacak çünkü yaşadıklarımın bana olumlu veya olumsuz neler getireceklerini bile biliyorum. Ama konu önemli değil -çünkü bunu hayatımın her adımında her şeyde yapıyorum- ben yaşamak istediğimi yaşayıp yapmak istediğimi yapıyorum. O anın paha biçilemez mutluluğunu sonuna kadar yaşıyorum. Ve galiba zaten önemli olan da bu. Yarının ne getireceğini bilemem o yüzden şu anımı en mutlu şekilde değerlendirmeliyim. Ve sevdiklerimi "ama sadece sevdiklerimi" mutlu görmeliyim. Bencilce bir mutluluk olmamalı ki bu vicdanım da rahat etsin.

Ben kimsenin hayatına karışmam çünkü karışamam. Bu benim haddim değildir. O kişinin hayatımdaki yerinin de ben bunu yaparken önemi yoktur. Çünkü herkes kendi dünyasında kendi başınadır. Ve herkesin hevesleri hayalleri, hayattan beklentileri çok çok farklıdır. Bana da hiçbir konuda karışılsın istemem çünkü ben yalnız ama yapa yalnız mutluyumdur küçük dünyamda; kendi mezarımı bile kazıyor olsam...

Bazen geleceğe dair hayaller kurarız ve o hayallerimize bazı insancıkları da katarız. O anın mutluluğundan mıdır yoksa gerçekten son günde bile yanımızda onun varlığını hissetmek istediğimizden midir bilmem ama hayallerimizde hiç yalnız değilizdir. Aslında biliriz de gerçek olmayacak olan hayaller kurduğumuzu bilmezden geliriz işte...

Birgün tesadüfen hayalini bile kuramadan çıkıp gelen insanlar olur hayatınıza. Hayatınızda olmadıklarından da değil ama farklı bir giriş yaparlar işte. Bir anda olur her şey... Anlamazsın bile nasıl olduğunu, nasıl başladığını ve nasıl bittiğini. Hep derler ya hani büyük aşklar nefretle başlar diye... İşte gerçekten öyle olurmuş meğer. Ve bir söz daha vardır hep inandığım "O kişi karşınıza çıktığında onu daha önce hiç görmemiş olsanız bile kırk yıldır tanıyormuşsunuz hissine kapılırsınız." Bu da gerçekmiş, boşuna inanmıyormuşum. Önce kırk yıldır nefret ettiğim bir insan olarak çıkıp karşıma adım adım o nefreti kırıp sonra da aramıza sevgiden bir duvar örebilen bir insan var benim hayatımda... Şikayetçi değilim yanlış anlaşılmamalı. Aksine çok memnunum bu durumdan çünkü benim sevgimi ölümsüz kılacak olan bu "sevgiden duvar"...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...