Translate

10 Aralık 2011 Cumartesi

Başıma Gelen Uğurlu BÖCEK


Benim yazıya başlamak için aslında her zaman ki gibi bir başlangıç cümlem yok. Doğaçlama gireceğim yine. Bakalım ne çıkacak sonuç olarak.

Hayata dair her şey aslında basit bir nefes alıp vermekti... Öyle başlardı yani hep.

Bazen derin bir iç çekiş (Kimi zaman rahatlama, kimi zaman hüzünlenmek demek idi bu.) bazen kahkahadan boğulmak üzereyken aldığın bir nefes hava yaşadığını hissettiren şeylerdi belki.

Herkes yaşar evet ama bazıları hissetmeden yaşar ve ölür. Bazıları ise hayatın aktığını iliklerinde hisseder. İşte ben onlardanım: Yaşadığını iliklerinde hissedenlerden. Neden biliyor musun? Çünkü güzel olanı da çirkin olanı da iyi olanı da hatta kötü olanı da yaşayabiliyorum. Ve iyi ki varlar dediklerim olduğu kadar olmaz olsunlar dediklerimde var. Yani gerçek bir hayatım var... Ama boşverelim şimdi hepsini. Bugünkü konumuz çok çok farklı. Kötü hiçbir şey yok en azından. Her zaman olduğunun çok aksine. Hatta galiba bu bir teşekkür yazısı olacak. Kime mi? Görelim.

Eski zamanlarda hayattan vazgeçtiğim ve her şeyi geride bırakıp ölmek istediğim bir gün vardı. Çok eski zamanlarda. Bakmayın eski zamanlarda dediğime çünkü yüksek ihtimalle daha yılı bile olmadı. Neyse önemi yok şimdi ne kadar zaman geçtiğinin; o zaman beni hayatta döndüren ellerimi boşluktan çekip hayatı tutmamı sağlayan birisi vardı. İyi ki de varmış ve iyi ki hala daha var. Bazen onun varlığını hissediyorum bazen hissetmiyorum ama var o da nefes alıyor ve o da yaşıyor ve biliyorum ki hatta o da yaşadığını iliklerinde hissediyor. İyi ve kötü, güzel ve çirkin şeylerle dolu bir hayatı var onunda; olması gerektiği gibi.

Bu yazının nereden çıktığını ve neden şimdi ona teşekkür etmek istediğimi de söylemek istiyorum. Dün gece uyumak için yastığa başımı koyduğumda (Nereden geldi aklıma bilmiyorum.) keşke dedim keşke biraz daha fazla cesur olabilseydim o zaman. Sonra o günler geldi gözümün önüne cesur olmuş olsaydım ne olacaktı acaba diye düşündüm. Acaba vicdanı olan kaç kişi kalırdı geride. Onu bilmiyorum da bugün, şu an, bu saniyede diğer herkesin hayatında varlığımla yokluğum arasında nasıl bir değişim olurdu? Ben kaç kişinin başına gelmiş iyi bir şeydim acaba..? Ya da daha kaç kişi için iyi olabilirdim..? Merak ettim ama tabii ki cevabı bende değildi. Bilemezdim... Bununla beraber bir süreliğine herkesin hayatından yok olsam dedim kaç kişi dönüp bakar ki ardına: "Nereye kayboldu bu şimdi?" diyerek. Bunu yapmaya karar vermiş bir şekilde uykuya daldım. "Görelim bakalım." dedim.

Gece saat üç civarı sıçrayarak uyandım. Gördüğüm rüya korkulacak bir rüya falan değildi aslında. Sadece o bahsettiğim olay var ya hani beni hayata döndüren mükemmel insan... Rüyamda o olayı gördüm yani en azından kısmen o olayı gördüm. Ve gecenin o saatinde kendime geldim. Ne yapıyorum ben dedim. Nereye gidiyorum?! Neden pes ediyorum?!

Şimdi sen gel de bana böyle büyük bir yaşam enerjisi veren o insana teşekkür etme. Belki bunu yüzüne anlatamam diye yazıyorum belki de içimde kalmasını istemediğimden. Ama hayatıma girdiği güne her zaman her şekilde şükürler edebilirim.

Mutlulukla var olman dileğiyle...

Sevgiler... Saygılar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...