Translate

26 Aralık 2011 Pazartesi

Affet Geçmiyor


Bir daha gelmeyeceğine kendimi o kadar çok inandırmıştım ki anlatamam bunu. İsmimi bile unutmuştur diyordum. Yüzümü görmek istemeyen birisi beni ne kadar hatırlayabilirdi ki? Beni, çok sevdiğimi ne kadar hatırlardı? Kendimi hatırlamayacak diyerek avutup, öyle ikna etmiştim. Öyle mutlu oluyor gibiydim. Mutluluğu arıyordum. O hep buruk kalacak mutluluğu. Kim bilir belki de çok yaklaşmıştım. Buruk da olsa mutluluk idi o ben kabul ederdim...

Sonra ben kendimi bunlarla ikna edip avutmaya çalışırken telefonuma gelen bir mesaj çok şaşırttı beni. Ufak bir titreşimdi aslında sadece. Her zaman ki gibi Avea'dandır diye öfleye püfleye açtım önce mesajı. Sonra karşımda uzun bir yazı. Çok tanıdık geliyordu. Biliyordum bunu, emindim. İlk kelimelerinden anlamıştım. Ama nereden..? Sonuna yaklaşınca anladım. Bu bir doğum günü mesajıydı ve bunu aylar aylar önce ben yazmıştım. Artık her şey netti zihnimde. Ama hala mesajın sonuna gelmemiştim. Ve önce korktum. Acaba, acaba dedim bunu bilen üçüncü kişiler mi var artık. Sonuçta beklemiyordum o mesaj. Devamını okumaya başlayınca içim rahatladı bir oh çektim. Ama hala kafam karışıktı. Hala eksik bir şeyler vardı. Hani hatırlamıyordu?..

Bu karmaşayla bir şey yapmamaya ve tepki vermemeye karar verdim. Sonuçta şaşırmıştım ve o an vereceğim bir tepki ne kadar doğru olurdu? Doğru olanı yapmak istemiştim sadece. Ve sustum.

Bundan on beş gün sonra, sadece 15 gün sonra bir mesaj daha gelmişti. Onu okuduğumda yine çok çok çok şaşırmıştım hatta belki daha fazla bile. Böyle bir şeyi hiç beklemiyorum derken... Düşünmeden, tartmadan, sorgulamadan, istemeden kısaca birden çağrı atıverdim. Hiç planlamadan. Sonra tabi devamını getirmek gerekiyordu. İşte ilk konuşmalar başladı böyle.

Büyük yıkıntıların içinde atılmış ilk adımlar zordu ilk başta. Hatta baya bir süre zor da devam etmiştim. Ama artık zor değildi. Çok net ve çok açıktım. Kararlıydım. Ve her şey kolaylaşmıştı da...

Sonra birden güzel geçen günler oldu. Yok yok güzel değil mükemmel.

Bir daha sonra oldu o güzel günlerden bir iki gün sonra... Her şey başlangıçta mükemmel gözüküyordu ama sonra birden oldu her ne olduysa. Anlamama fırsat bile olmadan. Aniden. İçindeki kapalı kapılarda olmuştu belli ki her şey. Gizli odalarında. Sessizliğe büründü sonra. Ben adımımı atardım, belki attım da... Suçum varsa ve farkındaysam özrümü de dilerim, belki diledim de... Yanlış bendeyse düzeldiği kadarından fazlasına uğraşır düzeltirim ama... Ya bilmiyorsam. Ya duymadıysam. Ya görmediysem... Bilmek hakkımdır derim ama bu sefer de korkarım. Değilimdir o kadar cesur. Zaten sıkmışsam daha fazla sıkıntı vermemek için kabuğuma çekilirim. Susarım, sessiz sedasız dururum öylece. Ama beklerim sonsuza kadar. Dönmem yeminlerimden. Bozulacak bir huzur, bir hayat varsa o benimki olsun ziyanı yok ama neden?

Özür dilerim bilemedim bu günün bu kadar erken geleceğini. Hesaplarım tutmadı yine. Halbuki daha iki ayı vardı bana göre...

Ve yine özür dilerim geçmiyor hiçbir şey. Sönmüyor o ateş. Kapanmıyor bazı yaralar.

Ama yine de azalmıyor o sonsuz mükemmel güven.

Bitmiyor sonsuza kadar süreceğini bildiğim bekleyiş.

Olmuyor işte ne desem.

Olmuyor...

Affet geçmiyor...

4 yorum:

  1. Ya bitsin artık nefret etmek istiyorum ondan ben :( (Seninkinden değil )

    YanıtlaSil
  2. Ben nefret etmeyi denedim baktım olmuyor dedim bu boşa vakit kaybı artık öyle bir uğraşım yok. Belki de böyle mutlu olmak gerek.

    YanıtlaSil
  3. Artık hayatıma girmesin o zaman gözümün önünde gezmesin olmaz mı..

    YanıtlaSil
  4. Olmuyorsa ve öyle bir şeyin olma ihtimali yoksa hep mutsuz mu yaşamak gerek? Nefret etmek istiyorsan nefret et. Gerçekten istersen olur o diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...