Translate

23 Kasım 2011 Çarşamba

Mükemmel Dostlar(!)


Gelip bana neden çok sinirli olduğumu, neyim olduğunu falan soruyorlar ya sinir oluyorum!!! Bunun iki sebebi var: Birincisi anlatmak istersem anlatırım sinirli olan benim, bu seni niye bu kadar çok ilgilendiriyor? Sana ne?! İkincisi belki de seninle ilgili. Hiç düşündün mü acaba sadece bana karşı mı böyle diye?!

Bazen gerçek olduğunu bilirsin ama bilmemek istediğin şeyler olur ya ama sonra haklı çıkarsın, haklılığını görürsün ve haksız çıksan daha az üzüleceksindir. İşte öyle bir durumdayım. Keşke haksız çıksaydım diyorum. Sonuçta öyle ya da böyle geçmişte bir zaman diliminde güvenip dostum olarak görmüşsem bir insanı sonra amaçsızca, saçma salak şeyler yüzünden ona karşı olan bütün güvenimin yıkılması ve içimi belki bir daha hiç olmayacak büyüklükteki bir kinin kaplamış olması benim de hiç hoşuma gitmiyor. Ve şöyle gerçek bir durum var: Ben kin tutmaya başlamışsam artık bunun geri dönüşü asla yoktur. O kin asla azalmaz, aksine hep büyür büyür büyür... Bir de bu sefer ivmeli büyüyor. Böyle hızlı büyüyen bir kin tutmamıştım daha önce. Ben bile şaşıyorum.

Ama seviyorum kinci olmamı. Aynı hataya ikinci kez düşmemem için resmen koruyor beni. Tıpkı bir kalkan gibi. Hayata olumlu yönden bakmak gerekir sonuçta. Dost kazığı yemek çok tatlı bir şey değil hatta ben acıyı severim ama acı bile değil tatsız tuzsuz bir şey... Ama iyi ki yemişim diyorum. Ya daha geç fark etseydim? Ya daha geç görseydim insanların gerçek yüzlerini? Ya o sevimli maskelerini daha fazla tutabilselerdi yüzlerinde? Daha çok acısaydı canım daha mı iyiydi? Bu yüzden iyi ki olmuş böyle bir olay diyorum. İyi ki onları tanıyabilmişim. Şimdi sadece o insanlara gereksiz yere verdiğim değer için üzülüyorum. Onlarla hayatı paylaşıp boşa vakit harcadığım için üzülüyorum. Onlara harcayacağım o vakitleri hak eden bir taneciklerim için harcasaydım da en azından değseydi diyorum. Ama olan oldu artık. Giden zaman geri gelmiyor. Bundan sonra kime ne kadar vakit ayırmam gerektiğini iyi biliyorum. Evet giden zamanı geri getiremem ama bundan sonra da bir salisemi bile harcamam o insanlar için...

Bir de çok yüzsüz, ukala ve cesur oluyor bunlar! Hangi cesaretle, hangi yüzle diyorsun sen o sözleri bana?! O gün, o an susmuş, bir şey dememiş, kendimi tutmuş olabilirim ama bu sana bu cesareti nereden veriyor?! Ayrıca sen kimsin ki bana nasihat veriyorsun ya?! Bir de verdiği nasihat nasihat olsa bari! "Ben senin yerinde olsam bir daha ona asla güvenmem. Yüzüne bile bakmam. Bla bla bla" Sen önce kendine bak ya! Ben sana niye güvenip senin sözlerini dikkate alayım ki?! Bunu hiç düşündün mü?! Sen hangi cesaretle bunları söylüyorsun çok merak ediyorum!.. O cesaretten herhangi bir yerde satılıyorsa bende satın almak istiyorum! Gerçi sadece bunlarla kalsa yine iyi yani. Şöyle bir düşününce bunlar onun yanında hiçbir şey kalıyor.

Başka biri de gelip: "Ne yani bana ne o benim hakkımda böyle düşünüyorsa bundan sonra bende onu umursamam deseydi daha mı iyiydi?" diyor. Evet keşke öyle deseydi en azından bir kişiliği kalmış olurdu geriye. Bu kadar amaçsız, saçma bir hareketi olmazdı. Ben kimseye onunla konuşma, bununla konuşma gibi şeyler söylemedim. Ayrıca andaç yazmayın vs. hiç demedim. Bir de benim ne düşündüğümü öğrenince gidip yazdığı andacı çöpe atmış, küsmüş falan. Bir de bunları kendi iradesiyle yapmış gibi anlatıyor olması... Uu uuu... =O Mükemmel. Süper bir arkadaş. Hayranım, tapıyorum ona!!! Ayrıca bana çok saçma çok ters gelen bir şey daha var. Bir insanı ya seversin ya da sevmezsin. Bunun ortası yoktur. Ya da bir gün sevip bir gün sevmeyip diğer gün de nefret edemezsin. Bu çok saçmadır. Önce sevmeyip sonra ısınan sonra seven sonra oo çok çok çok seven daha sonra da birden nefret eden bir insandan ne beklersin ki zaten?! Hata bende. İki günde bir karar değiştiren insan cesurca benim karşıma mı çıkacaktı. Ne kadar safım!!! Ben inanmıyorum bir insanın başka bir insan hakkindeki düşüncelerinin bir iki günde veya bir iki haftada değişeceğine. Güven ve sevgi benim gözümde çok değerli kavramlar ve benim için zaman alırlar. Ne kadar çabuk oluşurlarsa o kadar da çabuk yıkılacaklarına inanırım ben. En sağlamı zaman alanıdır. Zaman almayan bir sevgi, zaman almayan bir güven sadece enkazlarla sonuçlanabilir. İşte bu yüzden "Ben senin yerinde olsam daha fazla güvenmem." dediğin insana şu an sana güvendiğimden bin kat belki çok daha fazla daha çok güveniyorum. En azından o söyleyebiliyordu. En azından buna cesareti vardı. Ben düşündüğüm hiçbir şeyi boşa düşünmüyorum. Kaynağı sahibi bütün düşüncelerimin. Hepsinin de arkasındayım. Hem söyle şimdi haksız mıyım? Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek dönüp bakar mı?

Sanki ben salağım. Onun ne zaman ne yapacağını, neyi ne zaman anlayacağını fark etmeyecek kadar tanımıyorum onu da yedim bu yalanlarını.

Ama kabul edelim gerçekçi oyun oynuyorum. O an söylediğim iki güzel yalana ne kadar da çabuk inandı. Kim saf kim ayakta uyutuluyor gördük böylelikle. Masum, sevimli arkadaş numaraları. Hayatta karşılığını beklediğim çok az şey var. Bazı konularda çok hassasım. Ben dikkat ediyorsam bazı şeylere karşılığını beklerim. Gerekiyorsa konuşmuyorsam, gerekiyorsa yüzüne bile bakmıyorsam karşılığını aynen beklerim. Karşılığını görmediğimde de susuyorsam bu mükemmel anlayışımdan değil konuşacağım günü beklediğimdendir. Sanıldığı kadar anlayışlı ve sevimli biri değilim. İşin gerçek kısmı bu.

Unutmadan söyleyeyim: Bazıların arkasından bile konuşurum ama konuşuyorsam eğer onlardan konuşmadıklarım kadar çok nefret etmem. Ama senin hakkında konuşmayacağım. Nefretimin azalmasına izin veremem. Çünkü verdiğim değerin bir gramını bile hak etmiyorsun. O değeri gerçekten hak edenlere haksızlık olsun istemem. Ama merak etme yalnız değilsin gömdüğüm yerde. Senin hakkında konuştuğum için kendini biliyorsun o kadar. Daha o kadar çok sustuklarım var ki anlatamam.


***Yazıdan her okuyan üstüne alınıp gereksiz anlamlar çıkarmasın. Alınması gereken kişi eminim ki kendini biliyor. Ya da alınması gereken kişiler. Tabii bir ara vakit ayırıp okurlarsa...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...