Translate

23 Ekim 2011 Pazar

Zehir Zembelek Saatler


Kendimi en olmayacak zamanda koyuvermiş olmam mükemmel... Haftalardır süper gücümle hayata dört elle sarılmışken elimi duvara vurmamın ardından gelen bu gözyaşları ne?! Yoksa ağlamak için bahane mi arıyordum?.. Eğer öyleyse bile beş haftadır bunu niye fark etmemiştim? Atlatmaktan en çok korktuğum dönemi atlatmıştım da niyeydi bu ağlamak?.. Tam da yemek saatinde gelen, boğazımı düğüm düğüm eden, beni aç bırakacak olan bu duygu patlaması da neydi? Soruyorum hepsini ama merakım da boğazımda düğümleniyor...Sonra birden buluveriyorum sebeplerini: Kan gölüne dönen ülkem, kendi iç bunalımlarım ve daha bir sürü şey... Yine büyük bir yığılmanın patlamasını yaşıyorum galiba... Birkaç saat içinde bir şeyim kalmaz ama şimdi "Zehir Zembelek Saatler" zamanı... Bu saatleri yaşamak dışında yapabileceğim bir şey yok galiba. O zaman yaşamak gerekir diye düşünüyorum daha fazla söylenmeden... Ne de olsa değişen bir şey olmayacak... Akışına bırakıyorum.. Gözlerimdeki nehir kuruyana kadar aksa da bir zararı yok...

Ve söyleyecek bir cümlem var:

"Bakma öyle, tut elimden..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...