Translate

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Mutluluğa Atılan Adımlar


Mutluluk!

Önce küçük bi bebek gibi emeklemesiyle başladı her şey. Sabır gerektiriyordu minik adımları görmek. Kolay değildi bu sabırlı bekleyiş. Sabrın taştığı noktalar oldu. Sabrettiğimiz zamanlar çoktu.

Sonra çevresindeki nesnelere tutunarak küçük küçük adımlarla yürümeye başladı mutluluk. Bize doğru. Ufak ufak geliyordu. Çoook uzaklardaki bir karaltıydı hala. Ama yaklaştığını anlayabiliyorduk. Bazen sendeleyip düşüyordu. Umutsuzlanıyorduk...

Sonra tekrar tutunup kalkıyordu. Tekrar yürümeye çabalıyordu. Böyle böyle öğrendi yürümeyi. Düşe kalka. Tıpkı bir çocuk gibi.

Bir gün birden bir de baktık ellerini bırakmış yine o minik adımlarıyla bize doğru yaklaşıyordu. Dengesini korumakta hala zorlanıyordu. Bazen düşüyordu, sonra tekrar kalkıp tutunarak yürüyordu, sonra tekrar ellerini bırakıyordu. O her düştüğünde bizim de yüreğimize korku düşerdi. Yine bir şeylerin ters gittiğini düşünürdük. Umudumuz kırılıverirdi hemen. Ama onun doğrulmasıyla beraber hemencicik de yeşerirdi taptaze umut yaprakları. Tekrar sabretmeye başlardık. Tekrar o sabırlı bekleyiş...

Dediğim gibi zor zamanlarda oldu; ama asla bıkmadık mutluluğun hayalini kurmaktan. Bize yaklaşan o minik karaltının yüzüne ışık düşünceye kadar hiç bıkmadık. Çoook uzun zaman geçti üstünden. Çok şeyler yaşadık beraber.

Zamanla büyüdü mutluluk; bize attığı her adımda biraz daha büyüyordu. Önce güzel yüzüne vurdu gün ışığı. Sonra yavaş yavaş tüm bedenini aydınlattı. Daha hala küçük bir çocuktu ama mutluluk. Önüne çıkan her küçük engelde sendeleyip düşerdi. Bir gün ayağına taş takılır, bazen kötülerin gerdiği şeffaf ipe ayağı takılırdı. Ama mutlu başına bir şey gelirdi. Her seferinde yüreğimiz acırdı. Yine o dayanılmaz korkuyla sarsılırdık. Ama maşallahı var, baya dayanıklı bir çocuk çıktı bu bizim mutluluk.

Yavaş yavaş engelleri aşmayı öğrendi. Daha dikkat eder oldu. Her düştüğünde kanayan dizlerinin acısına belki alıştığından belki de dizleri nasır tuttuğundan ağlamaz olmuştu artık. Belliki büyüyordu.

Şimdi artık yetişkin oldu. Ve şimdi artık bizimle. Her ana güzellik katıyor. Her ana neşe saçıyor. Sabırlı bekleyiş sona erdi. Artık sabra gerek yok geri kalanını zaman getirecektir. Akışına bırakmak gerekir.

Çoook sevdiğim bir şiiri paylaşmıştım geçen de. Gerçek olacağına çok da fazla inanmıyordum aslında. Ama bak gerçek oluyor. Mutluluğun bize en büyük hediyesi:

Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
Şarabın yanısıra felekte bir Cumartesi
Gözlerin, onun ardından yüzün, dudakların
Sonra her şey çıkıp geldi

Yeni çizilmiş gözlerinle namuslu, gerçek
Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
Sen çıkardın utancını duvara astın
Ben masanın üstüne koydum kuralları
Her şey işte böyle oldu önce


Cemal Süreya

İşte böyle...

MUTLUYUM - MUTLUSUN - MUTLU - MUTLUYUZ - MUTLUSUNUZ - MUTLULAR

=)))))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...