Translate

22 Ağustos 2011 Pazartesi

İçimdeki Ritim


3 gün önce...

Oturmuşuz konuşuyoruz. Vaktimiz, yerimiz, zamanımız var. Bir şeyler yapmalıyız. Güzel şeyler. Her zaman ele geçmeyen bu fırsat iyi değerlendirilmeli. Ve hemen bir plan yapmaya başlıyoruz. Plan yapıldı sayılır. Hemen hemen her şey hazır. Ufak detaylar kaldı geriye. Anlaşmalar falan yapıyoruz, çocuk beynimizle, sanki verilen sözleri tutacakmışız gibi. Her şey mükemmel gözüküyor.

1 gün daha geçiyor aradan. Büyük güne 1 gün kaldı...

Yine konuşmaya devam ediyoruz. Planın detaylarını inceliyoruz, konuşuyoruz. Her şey mükemmel olmalı ve o an sorun çıkmamalı. Yine ufak tefek anlaşmazlıklar oluyor. Ama her şeyi mükemmel anlayışımızla hallediveriyoruz. Evet cidden her şey mükemmel.

Gece oluyor. Artık uyuma vakti. Yarın büyük gün. Heyecan dorukta. Gözüme uyku girmiyor. Neler olabileceğini hayal ediyorum. Daha çok heyecanlanıyorum. Kalp atışlarımın sesini dışarıdan duyabilmek mümkün. Yatakta dönüp duruyorum. Uyumalıyım. Hayır ama yapamıyorum. Uyumak çok zor. Beynime uyumam gerektiğini anlatamıyorum. Saat gece 3 oluyor. Ben daha hala aynı şeyleri düşünüyorum. En sonunda gayet radikal bir kararla uyku gözlüklerimi takıyorum. Uyumaya kesin kararlıyım. Bir süre daha yatakta o şekilde oyalanıyorum. Hala çok çok çok heyecanlıyım. Daha sonra bir vakitte sızıp kalmışım.

İşte o gün yani dün...

Sabah saat 9.5da erkenden uyandım. Hala çok heyecanlıydım ve heyecanım git gide artıyordu. İçimdeki ritim artık daha hızlıydı. Önce duşa girdim. Bu çok önemliydi. Sonra saçlarımı taradım, giyindim, hazırlandım. Sonra sırada beni bekleyen annemle kahvaltı yapmak vardı. Az biraz bir şeyler yedim. Öğleyin evden çıktım ve bu sefer sırada daha önceden verilmiş bir söz ve burger king vardı. Tıka basa doyduktan sonra yola devam ettik. Bir park köşesinde 1 saat falan bekledikten sonra artık büyük an.

Artık kilitli bölge yok.

İşte böyleee...

Ve bugün her şey olağan güzelliğinde devam ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...